E-Belediye | Kasım-Aralık 2021 | Sayı: 96

ÜST KADEME (STRATEJİK) ORTA KADEME (TAKDİK-EŞGÜDÜM) ALT KADEME (TEKNİK-OPERASYONEL) 23 Kasım - Aralık 2021 • e-Belediye makale Dolayısıyla kurum, kuruluş veya bir işletmenin kişilere bağımlı olmadan faaliyetlerini sürdürebilmesi ve geliştirebilmesini sağlayan bir yapıya kavuşturulmaları gerekir ki, bunun adı da kurumsallaşmadır. Bu makalede belediyeler için kurumsallaşma ve stratejik yönetim anlayışının öneminden ziyade gerekliliği anlatılmaya çalışılacaktır. II) Kurumsallaşmadan Ne Anlaşılmalı Dünyada sanayi toplum şartlarından bilgi toplumuna geçiş şeklinde özetlenebilecek olan gelişmelerle birlikte kamu yönetiminde bir değişim ve dönüşüm yaşanmış, bu durum kamunun hizmet anlayışı ve alanına da tesir etmiştir. Toplumun artan ve çeşitlenen talepleri, bilinçli vatandaşların yönetime katılma isteği, aynı zamanda yönetimi sorgulaması, araştırması ve haberdar olmak istekliliğindeki artışlar bu durumun başlıca sebepleri arasında sayılabilir. CİMER’in aktif bir şekilde kullanımını buna örnek olarak gösterebiliriz. Dolayısıyla günümüzde kamu hizmetleri devletin vatandaşa sunduğu bir lütuf olarak kabul görmemektedir.Hizmet alanlarının çeşitliliği ve vatandaşın doğrudan yaşam alanıyla ilgili olması nedeniyle de belediyelerin bundan en fazla etkilenen kurumlar olduğunu çok rahat söyleyebiliriz. Kamu yönetimlerinin eskiden olduğu gibi tepeden inmeci, vatandaş istek ve beklentilerine duyarsız, aşırı bürokratik ve merkeziyetçi, kapalı ve sorgulanamayan yöntemlerle hareket eden, performansı çok fazla dikkate almayan yapılar olarak varlıklarını sürdüremeyecekleri gerçeğinden hareketle, özellikle 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ve takip eden mevzuat düzenlemelerinde “katılımcılık”, “şeffaflık”,“hesap verebilirlik”anlayışına kuvvetli bir vurgu yapıldığını görmekteyiz. Kamu yönetiminde katılımcılık eksenindeki bu yapılanmayı isimlendirecek olursak yönetimden yönetişim anlayışına geçiş olduğunu,bunun da kurumsallaşmanın ön koşulu olduğunu çok rahat söyleyebiliriz. “Yönetişim; kamu kuruluşları ve özel sektör arasındaki sınırlarda gelişen yönetim tarzlarını göstermekte, yönetimin daha iyi yönetebilmek amacıyla yeniden yapılandırılmasına vurgu yapmakta, toplumdaki ekonomik, siyasal ve toplumsal aktörlere ortaklar olarak bakmakta, dolayısıyla, bu aktörlerin etkileşiminin ortaya çıkardığı bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır.Birlikte yönetmek anlamına gelen yönetişim kavramı ilk kez 1989 yılında Dünya Bankasınca yayımlanan bir raporda kullanılmış, bu raporda yönetişimin,devletin politikalarını belirlerken ve uygularken vatandaşların da bu sürece dahil olmasını sağlayacak bir kurumsal düzenleme olduğuna özellikle vurgu yapılmıştır. Bu anlamıyla yönetişim kavramı; vatandaşların pasif bir algıyla devlet tarafından yönetildiği bir ilişkiden, karşılıklı etkileşimlerin öne çıktığı bir ilişkiler bütününe doğru dönüşümü ifade etmektedir. Öyle ki, bu dönüşüm içinde vatandaşlar daha aktif bir tutum izleyerek kendileri ile ilgili kararların alınmasında ve uygulanmasında devletle karşılıklı bir etkileşim içinde olmaktadır.” (1) Bu bağlamda kurumların yönetim kademelerini tanımlayacak olursak; 1) Üst düzey: Stratejik nitelikte uzun vadeli kararların verildiği yönetim kademesidir. 2) Orta düzey: Taktiksel nitelikte orta vadeli kararların verildiği yönetim kademesidir. 3) Alt düzey: Operasyonel nitelikte kısa vadeli kararların verildiği yönetim kademesidir. Yönetim kademeleri içerisinde yer alan kadro ve unvanlar ise kurumların örgütlenme biçimine göre değişebilmektedir. Mahalli idareler örneği üzerinden gidecek olursak, ilçe belediyelerinde müdür unvanlı kişi orta kademe içinde yer alabilir iken, büyükşehir belediyelerinde aynı unvanlı kişi alt kademe içinde yer almaktadır. Burada belirleyici olan karar aşamalarındaki fonksiyonel durumdur. Söz konusu tanımlama ve tasniflerden kurumların yönetim anlayışı ve şeklinin bir sistem kurgusunu gerektirdiği anlaşılmaktadır. Bu öyle bir kurgu olmalı ki kurumun tüm faaliyetlerini kapsamalı, tüm çalışanlarına rol ve sorumluluk vermeli, stratejik kararların yönetişim anlayışı içinde alınmasını ve operasyonel işlerin şahıslara bağlı olmadan bir sistem üzerinden yürümesini bünyesinde barındırmalıdır. Böylece hem hata yapma riski en aza iner hem de kurumsal hedeflere ulaşılması kolaylaşır. Bu sistem kurgusu 5018 sayılı Kanun’da “iç kontrol sistemi” olarak karşımıza çıkmaktadır. Öyle ki sistemin içinde yer alan; etik değerler ve dürüstlük, misyon, organizasyon yapısı ve görevler, personelin yeterliliği ve performansı, yetki devri, planlama ve programlama, risklerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi, kontrol stratejileri ve yöntemleri, prosedürlerin belirlenmesi ve belgelendirilmesi, görevler ayrılığı,

RkJQdWJsaXNoZXIy OTEzMQ==